okunabilir içerikli

bu bloogda geçen şahıs ve kurumlar tamamen hayal ürünüdür. lütfen bu blogda okuduklarınızı ciddiye almayın, okuduktan sonra ağlamayın, saçlarınızı yolmayın, tırnaklarınızı yemeyin ve bilgisayarınıza zarar vermeden tüm çalışan pencereleri kapatıp başlat menüsünden "bilgisayarı kapat" seçeneğine tıkladıktan sonra 5 saat yatağınızda uzanın (hala uyumamış olursanız yuh!=)))

ve blogu tekrar ziyaret etme hatasına düşerseniz lütfen yorum yazın yahu!

14 Eylül 2009 Pazartesi

amazon

yattım. uyumak istedim yine tüm düşüncelerden kaçmak için. insanlar genelde bir sıkıntısı olduğunda uyuyamaz. benim bünyemde tam terstir bu durum. ne zaman bir derdğim olsa kendimi öyle bir uykuya veririm ki... günlerce kesintisiz uyuduğumu bilirim. yine öyle olmasını ummuştum. ama başımı yastığa koyduğum andan itibaren kelimeler cümleler kafamda uçuştu durdu. yazmam gerek...

bu yazıma resim eklemeyeceğim. anlattığım kadarıyla canlanmalı kafanda o amazon. ne kelimelerin maharetini ne hayal gücünün asaletini kısıtlamak istiyorum. kafanda kurgula sadece....

bir amazon gibi hissediyorum kendimi. bozkır dağlardan birinin en tepesindeyim. oradan izliyorum aşşağıdaki ovaları. insanlarım öbek öbek yerleşmiş, çadırlar kurmuşlar. bu topraklara yurt demeye gelmişiz. coşku ve korku birbirine karışmış. açlık ve umut koyuna koyuna ovamda... amazonum

o dağın tepesinde, yalnız ve sessiz izliyorum insanları. elalarımı kısıp tek tek inceliyorum. çoğu zayıf, üstü başık yırtık insanlar. yavrusunu emziren analar, ava çıkan yiğitleriyle, benim insalarım. kılıçlarını biliyorlar. hepsi bu toprağa yurt demek için kanını dökmeye hazır insanlarım. amazonum

onları izlemek için dikkat kesilip kıstığım elalarımda alevler beliriyor. karşı tepenin ardında düşman askerleri. ellerinde ateşli oklarla geliyorlar, görüyorum. üzerimdeki paçavra kıyafet, onların rüzgarıyla salınıyor. dizlerimde, kollarımda yara bereler var. kıyafetimden yırttığım bez parçalarıyla sarmışım derin olanları. bağırıyorum insanlarıma. düşman askerleri ufukta, savunun! amazonum

atıma atlayıp ovama iniyorum önce. düşmanlar tepeyi aşmakta o sırada. atlıları yönetiyorum. en önde ben gidiyorum çatışmaya. "Allah Allah" nidalarıyla koşmaya başlıyoruz düşmanın üstüne. ardımızda anaların acı feryaatlarına karışan bebe çığlıkları. nenelerin dudaklarında fısır fısır dualar. düşmanla karşılaşıyorum sonunda. ya bize katılacaklar ya ölecekler. yavaşlatıyoruz atlarımızı. konuşmaya başlıyoruz. konuşuyoruz, konuşuyoruz... başka kabileler gibi değil bu diyorum. katılacak bize. daha güçlü bir ordu olacağız. yeni bir savaşa girmeden evvel yaralarımı iyileştirecek fırsat bulacağım. ufukta umut var bu defa sanıyorum. tam uzlaştık derken, yeni bir yara açılıyor bedenimde. bu kez hepsinden ayrı bir yerde, apayrı derinlikte. ordular çatışmaya başlıyor. ben atımın üstünde dimdik kalakalıyorum. yere yıkılamam. ordum kommutansız kalamaz. cenk etmeye kalksam, yığılıveririm. durmak da olmuyor. Rabbim! medet... amazonum

oysa bu kez, yaralarını sarıp görmezden gelen, ve yeni bir savaşa giren amazon gibi hissediyordum kendimi. üstesinden gelirim sanmıştım. dualar etmiştim usul usul. korkusuz bakıyordum karşı tepelere. lüle saçlarımı kılıcımla kesmiş,uzun kirpiklerimi yakmıştım elimdeki meşaleyle. kararlıydım, bu kez yara almadan galip çıkacaktım savaştan. insanlarım rahat yüzü görecekti. analar evlatlarına savaş sesi değil, ninniler dinletecekti.

oysa bu kez... korkusuz bir amazondum kendimle savaşlarımda... olmadı, iyi saramadığım yaralarım yetmezmiş gibi yeni bir yaram var şimdi bedenimde. sarmak için kıyafetimden koparacak parça bezim kalmadı. düşman askerleri öldü ama ne fayda? atımı geri çevirdim. ovamın üstünde duman tütüyor. yakılıp yıkılmış çadırlar, feryat figan, yanık kokusu, nefes nefese insanlar, inlemeler, yanık kokusuna kan kokusu karıştı, evet duyabiliyorum. atımın üstünde dimdik duruyorum "yenilmedik" dercesine. kazanmadık da... uzaklara bakıyorum. kısıyorum elalarımı, insanlarıma bakıyorum. ovama, dağlarıma bakıyorum. ve daha fazla dayanamayıp düşüyorum atımdan. başım yere çarpınca sarsılıp kararıyor dünya. burnum toprağa değiyor, toprağımın kokusunu içime çekiyorum. deva oluyor adeta. yeniden açıyorum gözlerimi. insanlarım! yenilmedik, yenmedik bu savaşta. ama yurt diyeceğiz bu topraklara.
yaş değil gözümden dökülenler, teşekkürlerimi sunuyorun.
kan değil içinde yüzdüğüm, toprağımızı suluyorum!

çünkü ben amazonum...

2 karambol çabası:

Harun Ciplak dedi ki...

Elimde olsa bu amazon için, amazonun içinde tüten dumanları tımar edip biriktirdiklerimle sana gölge edebilmek isterdim. Ama you are your own.

Femin dedi ki...

you are your own..
aslında çoğu zaman o desteği, sevgiyi hissetme gereksinimidir benim için mutsuzluk. ve en yıkılmış anlarımda asıl sorun, tüm sevgilerin sisler altında kalışı.. yorumunuzu gördüm. e-maili açmadan, gülümsedim. şimdi iyiyim. peki bikaç dk sonra?..
im my own but you are my teacher (about life) so you teach me to use myself
size ne kadar teşekkür etsem az..